Bir süre önce yakın bir arkadaşımın kızı oldu ve onlar, kızlarının adını Matilda koydular. Kitap dünyasında gezinirken Matilda adlı kitabı gördüm ve kitap, adından dolayı ilgimi çekti.

 Kitap hakkındaki yazıda, kitapta, nadir olduğu üzere bir kız çocuğunun kahramanlıklarının anlatıldığı, bu bakımdan Astrid Lingren’ın Pippi’sinden sonra bunun kız kahramana ender bir örnek olduğundan bahsediliyordu. Bu hoşuma gitti ve hemen almak için, böyle rast geldikçe sipariş ettiğim, sonra toplu olarak aldığım kitapyurdu.com a (idefix de iyidir, D&R’ın da internette satış sitesi var. Bulamadığınız kitapları da nadirkitap.com sitesinden arayın) girdim, kitabı sipariş ettim. Kızının adını Matilda koyan arkadaşıma da sipariş ettim.

Matilda’nın yazarı, meşhur Çikolata Fabrikası kitabının da yazarı olduğundan, o kitabın filmini dört defa izlediğimden (kitabını okumadım, önce filmi gördüm…) tereddüt etmedim kitabı seveceğimden.

Matilda’yı bugün okudum. İlginçti.

Kitap Can Yayınları’ndan çıkmış. Çevirmen Lale Akalın. Elimdeki 32.baskısıymış (10.000 adet basılmış bu baskıda), bu kadar baskı yapması etkileyici. Kitabın ilk baskısı 2007’de yapılmış.

Bazı kitapların bahtlarının ne zaman açılacağı belli olmuyor. Bazen, yazarın ünlü olan bir kitabı, onun geriye doğru diğer kitaplarının da okunmasını sağlıyor. O bakımdan basılıp da satılmayan kitapların yazarları hemen üzülmesinler. Eğer yazarlık yolunda ciddilerse birgün mutlaka geniş kitleler tarafından okunacaklardır. Üstelik geriye doğru bütün eserlerinin okunabileceklerini de düşünmelerini öneririm.

Matilda’da yazar kitaba iyi bir tespitle başlıyor. “Genelde anne babalar çocuklarını o kadar çok severler ki bu sevgiden dolayı çoğu zaman onları olduklarından çok daha üstün görürler”, der. İşte bunun bütün öğretmenler için ne kadar zor bir durum olduğundan bahseder. Fakat Matilda için bunun tam tersi bir durum geçerlidir. “Tabii ki bunlar, çocuklarına tapanlardan çok daha kötüdür.” Matilda’nın anne ve babası onun neredeyse farkında bile değildirler. Babası sahtekar bir tüccardır ve Matilda’yı durmadan aşağılar. Matilda’nın erkek kardeşini över ve işini ona bırakacağını söyleyerek, işinde yaptığı sahtekarlıkları oğluna öğretmeye çalışır. Matilda söze dahil olduğuna onu aptal, salak, sersem kafalı, sen ne anlarsın, sahtekar vb sözlerle aşağılar.

Matilda’nın annesi de babasından farklı değildir. Her gün babası işe giderken anne de on mil uzaklıktaki bir kasabaya bingo oynamaya gider.

Matilda, ondan beş yaş büyük erkek kardeşi de okula gittiğinde her zaman evde tek başına kalır. Bu zamanlarda ondan tv izlemesi, evde kendini oyalaması istenir. O, tv izlemeyi çok basit bulur.

Matilda’nın birbuçuk yaşındayken konuşması kusursuzdur ve birçok yetişkin kadar kelime bilmektedir. Üç yaşına geldiğinde okumayı kendi kendine öğrenir. Dört yaşına geldiğinde hızlı ve iyi okuyabiliyordur fakat evde okuyabileceği kitap olarak yalnızca “Kolay Yemek Pişirme” diye bir kitap vardır. O kitabı baştan sona okur ve bütün yemek tariflerini ezberler. Babasından kitap ister, babası Matilda’nın bu isteğine şiddetle karşı çıkar. Mailda her gün kütüphaneye giderek oradaki bütün çocuk kitaplarını okur ve hatta genç-yetişkin kitaplarına geçer.

Asıl macera Matilda okula başladıktan sonra başlar… Tabi bundan sonrasını okuyucuya bırakmak lazım, her şeyi anlatmayalımJ)

Roald Dahl, gerçeği çocuğ zararı dokunacak düşüncesiyle çok fazla eğip bükmüyor. Yani bu kitabı çocuklar okuyacak, yanlış örnek olmayayım, dilime dikkat edeyim, düzgün kelimeler söyleyeyim falan demiyor. Yani çocuğu aptal yerine koyup ona tüm kötülüklerden arındırılmış bir dünya sunmuyor. Gerçekliği neredeyse olduğu gibi ortaya koyuyor. Bu, başta bizi tedirgin etse de konu akarken anlıyoruz ki evet böyle bir şey var ve bunun bu şekilde anlatılması, çocuğa zarar verir diye düşünmek yerine ona güvenin göstergesi olarak algılanmalı.

Matilda’nın anne babası hiç de örnek anne- baba değiller ve olabilecek en kötü şekilde davranıyor,  konuşuyorlar. Buna karşılık Matilda da babasına bazı oyunlar yaparak, onun kötü davranışlarına kendince cevap veriyor. Bir küçük kızın babası için yaptığı küçük intikam oyunlarını, “insan babasına bunu yapar mı hiç?” diye kültürel gözle algılayacağımıza, “babası, olması gerektiği gibi bir baba mı?” diye de düşünmek gerek belki… Elbette bu davranışı mazur görmek, göstermek adına değil yalnızca olanı anlamak adına gösterilecek bir tutum olabilir.

Kitabın devamında ortaya çıkan baş öğretmen karakterinin de kötü hatta bir hayli abartılı kötü olduğunu da söylemek gerek.

Roald Dahl, abartılı karakterler ve olaylar, davranışlar ortaya koyarak anlatımı çarpıcı ve çocuklar için sürükleyici yapıyor.

Bütün kötülüklerden arındırılmış kitaplar biz büyüklere çocuklarımız için uygun gördüğümüz kitaplar olsa da çocuklarımızın bir şekilde gerçeklikle de yüzleşmeleri gerkir diye düşünüyorum.

Birçok iyi tespit, farklı hayatlara tanıklık, çarpıcı anlatım, yaratılan büyük hayal gücü, akılcılık ve akıcılık bakımlarından Matilda’yı çocuklarınıza okutmanızı öneriyorum.

Kezban Küçük- 16.05.2018