METİNDE KONU VE ANA DÜŞÜNCE

 

                                                                                          “Hayatta ne istediğinize karar

                                                                                          verin; kalkın ve başarana kadar

                                                                                          asla vazgeçmeyin.”

                                                                                                                        Bill Porter

 

KONU

Konu, paragrafta yazarın, üzerinde en çok durduğu kavram ya da kavramlardır. Bu kavramlar, bir durum, olay, sorun, duygu, düşünce, sezgi ile ilgili olabilir. 

Paragrafa sorulan “Yazar ne anlatıyor, neden söz ediyor?” sorularının cevabıdır. Paragrafta en çok neden söz ediliyorsa, paragrafın konusu odur. Paragrafın konusu bulunurken:

• Parçada en çok tekrar edilen sözcükler üzerinde yoğunlaşın

• İlk cümlelere dikkat edin, çünkü konu ilk cümlelerde verilebilir.

• Konu, parçanın tamamını kapsar nitelikte olmalıdır. Ancak konuyu ararken genellemeye gidilmemelidir.

Aşağıdaki paragrafların konusuna dikkat edin

DİKKAT! Çok hızlı okuduğunuzda konuyu çok daha iyi bulursunuz. Hızlı okuyun, her paragrafı çok kısa sürede bitirin.

• Ortaçağdan bu yana, ressamların yaptığı portrelere baktığınızda gözlerden çok ellerin öne çıktığını görürsünüz. Gergef üzerinde dolaşan, çenesini avuçları içine alan, vücut boyunca sarkan eller… Mutluluğun parıltısını, kaygıların kaynaşmasını, yaşamaktan usanışı hep bu ellerde bulursun. 

Konu: Ressamların insan elleri üzerinde çok durması

• Konuşurken yeterince düşünüp en uygun sözü ve söyleyişi bulmaya zaman yoktur. Ama yazdığımız bir yazıyı her okuyuşta, o yazıdaki dalgınlıktan, dikkatsizlikten doğan yanlışları görüp düzeltme; düşünme ve araştırma eksiklerini tamamlama, gereksiz bölümleri atma olanağı vardır.

Konu: Yazarken uygun sözcüğü bulmaya daha çok zaman olması

• Okuyacağınız kitapları kendiniz seçin. Eleştirmenlere danışmayın. Kitaplarla bir arkadaşla konuşur gibi konuşabilirsiniz. Düşüncelerine boyun eğmezsiniz, gerekirse tartışırsınız. Ya eleştirmenlerle? Siz yanılabilirmişsiniz, aldanırmışsınız. Sanki onlar aldanmaz mı? Ben söyleyeyim size: O eleştirmenler okurlardan daha çok yanılır.

Konu: Kitap seçiminde eleştirmenlere aldanmamak

• Tiyatro, sinemaya benzediği ölçüde değil, benzemediği ölçüde gelişecektir. Seyirci her ikisinden aynı zevki almaya başladı mı ayağına kadar gelen filmi bırakıp onun gibi olmaya özenen tiyatroya ancak hatır için gidebilir. Tiyatronun sinemadan uzaklaşarak onun veremediği ya da vermek istemediği hazları arayıp bulması gerekir.

Konu: Tiyatronun sinemadan farklılaşması

• Doğu Karadeniz’in yaylalarını mutlaka görün. Kıyılarda hiç oyalanmadan kartpostallardaki kadar güzel ormanların üzerindeki muhteşem yaylalara çıkın. Her biri ötekinden farklı olan yaylaların birinden ötekine yürüyün. 

Konu: Karadeniz yaylalarının güzelliği

• Teknoloji bazen korkunç bir şekil alıyorsa, bunun nedenini insanda arayalım. Bu, ya zekâ ya irade ya da ahlâk eksikliğinden ileri gelir. Sarhoş bir şoför, otobüsü uçurumdan yuvarlamışsa, bunun suçu teknolojide değil, şofördedir. Bunun gibi atom bombasının yaptığı veya yapacağı felâketin sorumlusu da insandır: Teknolojiyi kötüleyenler onun arkasındaki insanı görmeyenlerdir.

Konu: İnsanın teknolojiyi kötü kullanması

• Hatıra türünün bizdeki tarihi pek eski sayılmaz. 20. yüzyıl öncesine gelinceye kadar hatıra yazmış olanların sayısı iki elin parmaklarını geçmez. Hâlbuki Batı'da Sezar'ın Galiç Savaşı'nı anlattığı hatıralarını dikkate alırsak yirmi asırlık bir geçmişinin olduğunu görürüz. Bize gelince, Sezar'ınkine benzer bir hükümdar hatırası olarak Bilge Kağan'ın Göktürk Kitabeleri dediğimiz metinlerini hatıra olarak kabul edebiliriz.

Konu: Edebiyatımızda hatıra türünün tarihçesi

• Sabun köpüklerinde gökkuşağının renklerini, lapa lapa yağan karda uçuşan serçeleri görebildiğimiz için şükredelim. Eğer bize verilen nimetleri ve bütün güzellikleri göremeyecek kadar kör isek utanalım. Elimizdeki nimetleri sayalım. Ufak tefek çabalarla ortadan kaldırılabilecek sıkıntıları değil.

Konu: Mutlu olmak için hayatın güzel taraflarını görmek gerekir.

• İnsanın doğayla savaşımında korkunun rolü yansımaz. Önemli olan bu insanca duyguyu iyi değerlendirebilmektir. Nasıl ki  kullanılması bilinmeyen bir silah bazen geri tepip büyük zararlara yol açabiliyorsa korku da  denetim altında tutulmayıp kendi başına bırakılırsa sonuç hiç kimse için iyi olmaz. Korkalım; ama neden, niçin korktuğumuzu bilelim. Korkuya yenilme kaygısının tutsağı olmayalım.

Konu: Korkularımızı denetleme

 

ANA DÜŞÜNCE

Paragrafta, yazarın okuyucuya vermek istediği mesaj, yazıyı yazma amacı ana düşünceyi verir. Paragrafa sorulan “Yazarın vermek istediği mesaj nedir, yazar niçin anlatıyor?” sorularının cevabıdır. Bir paragrafın ana düşüncesi o paragrafın yazılış amacını bildirir. Ana düşünce paragrafın bütününü kapsayan bir nitelik gösterir. Paragrafta “böylece, o halde, bana göre, kanımca, ama fakat oysa, önemli olan…” gibi ifadeler okuru, ana düşünceye götürür. Ana düşünce, paragrafın içinde bir cümle halinde bulunabileceği gibi, paragrafın genelinden de yorumla çıkarılabilir. 

Aşağıdaki paragrafların ana fikirlerini bulurken, paragrafı çok hızlı okuyun, ana fikri daha net gördüğünüzü fark edeceksiniz.

• Pablo Picasso okulda kötü bir öğrenciymiş; en çok da matematik dersi ile başı beladaymış. Niye biliyor musunuz? Çünkü bu küçük çocuk, 4 sayısını gördüğü zaman bunu bir buruna benzetiyor ve o burunun ait olduğu yüzün geri kalan bölümünü çizmek için dayanılmaz bir istek duyuyormuş. Diğer çocuklara 4, tam da öğretildiği gibi görünürken, bu dahi ressam; 4’ü öne fırlamış bir burun olarak görmekten hiç kurtulamamış.

Ana düşünce: Sanatçılar daha küçük yaşta olay ve olgulara farklı açılardan bakan kişilerdir.

• Sanat insanları birbirine yaklaştıran en kuvvetli araçlardan biridir. Aynı kitabı okuyup sevenler arasında kendiliğinden bir yakınlık başlar. Bir tiyatro eserinin temsilinde, birlikte gülenler veya gözleri yaşaranlar arasında bir kaynaşma olmaz mı? Zevklerdeki birliği, ruhlardaki birlik izler.

Ana düşünce: Sanat insanları birbirine yaklaştırır.

• On dokuzuncu asrın düşünürlerinden biri Wayland (Veyland) hiç hata yapmayan bir adam gördüğünü söylemiş. Bu harikulade insanın kim olduğunu sorunca cevaben: “İngiliz müzesinin Mısırlılar galerisinde bir mumya.” demiş. Eğer bir mumya değil de normal bir insansanız, kendi kendinize itiraf etmek istemeseniz bile, girişeceğiniz her işte birtakım hatalar yapmanız olasıdır.

Ana düşünce: Yaşayan her insan hata yapar. 

• Şimdi ben gençlere bakıyorum; aralarında şüphesiz çok iyi olanlar var; ama öyleleri de var ki, kendilerinin bir şeyler öğrenmelerine yarayacak en kıymetli zamanlarını, tıpkı mirasyedinin paralarını düşüncesizce sağa sola savurması gibi harcayıp duruyorlar. Gerçi harcanan para tekrar kazanılıp yerine konabilir. Zamansa öyle değildir. Bir kere gitti mi bir daha geri dönmesine imkân yoktur.

Ana düşünce: Kaybedilen zamanın telafisi yoktur.

• Öğrenimden amacımız daha iyi olmak ve düşüncemizi geliştirmektir. Akkaş der ki: “İnsan düşünce ile görür ve duyar; her şeyden faydalanan, her şeyi düzene sokan, başına geçip yöneten, düşüncedir. Geri kalan her şey kör, sağır ve cansızdır.”

Ana düşünce: Düşünceleriniz hayatınıza yön verir.

• Okumak, insan için en kolay ve en etkili öğrenme yoludur. Gelişmiş ülke toplumları, sahip oldukları bilgilerin % 60’ını bu yolu kullanarak edinmişlerdir. Geri kalmış toplumların karşılaştıkları sorunların birçoğunun kaynağında ise eğitimsizlik yer almaktadır. Geri kalmış toplumlarda kişiler, okuyarak geçirebilecekleri zamanı çoğunlukla yararsız işlerle harcamaktadırlar.

Ana düşünce: Bilgi edinmek için okumak gerektiği

• Psikologlar, yürüyen veya koşan insanların depresyon yönünden hem psikolojik hem de fizyolojik faydalar elde ettiklerini görmüşlerdir. Bu tip egzersizler depresyon riskini azaltır, kişiye kendini iyi hissettirir. Fiziksel egzersiz yaparken depresyon hislerinin korunması zordur. Dahası egzersiz mutluluk hormonları olarak bilinen endorfinin salgılanmasını artırmaktadır.

 Ana düşünce: Sporun kişiyi depresyondan koruyup mutluluk hormonu salgılanmasına yardımcı olduğu

• Atalarımız, ceviz içinin koruyucu sert bir kabukla sarmalanmış olduğunu gözlemlemişlerdi; tıpkı insan beyninin koruyucu sert bir kafatası ile örtülmesi gibi. Ayrıca, bir cevizin kabuğunu kırdığımızda kabuğun içindeki ceviz içinin, iki eşit parça halinde olduğunu görürüz; tıpkı insan beyninin iki yarımküreden oluşması gibi. Cevizi, kabuğundan ayırarak incelediğimizde beyinle olan benzerliği artar. Ceviz de beyin de kıvrımlarla kaplanmıştır. Ceviz yaklaşık yüzde 67-68 oranında faydalı yağ içerir, beyin ise yaklaşık yüzde 67-68 oranında yapısal yağ içerir.  

 

Ana düşünce: Cevizin beyne benzemesi

 

• Hücre içinde gerçekleşen bütün hayati olaylar ancak hücre içinde su yeterli ise gerçekleşir. Vücut sıvısının %2 gibi küçük bir oranda azalması bile hafif yorgunluk, yakın hafızada hafif bozulma, dikkati toplamada ve yapılan işe odaklanmakta güçlüklere neden olur. 

Ana düşünce: Susuzluğun yorgunluk, hafıza bozukluğu ve odaklanma güçlüğüne neden olduğu

 

• Uyku, bilişsel performansın sağlanması için hayati önem taşıyor. Çeşitli araştırmalarda, yeterince uyunmadığında dikkat, dil, bellek, karar verme, yorumlama, öğrenme gibi bilişsel fonksiyonların etkilendiği ortaya çıktı. Bir veya daha fazla gece uyumama, çocuklarda reaksiyon sürelerini yavaşlatır, saldırganlığı arttırır, stratejik planlama, dil ve iletişim becerilerini bozar.

 

Ana düşünce: Uykusuzluğun öğrenmeyi olumsuz etkilediği

www.hizliokuyoruz.com