Arkadaşım Semih(Uçar), günlerdir face’te, insanlara başarısının sebebinin, çok akıllı, çok yetenekli olması, yani zaten ona doğuştan verilen bir şeyin sonucu hiç çabalamadan ortaya çıkıveren bir şey olmadığını söyleyip duruyor. Hani onu takip edip, söylediklerini okusanız neredeyse ‘bu adam, aptal olduğunu mu kanıtlamaya çalışıyor’ diyebilirsiniz ama değil; özellikle zekadan, yetenekten çok daha üstün ve yaptırıcı etkisi olan bir şeye dikkat çekmeye, onu öne almaya çalışıyor: Çalışkan olmak! Düzenli, disiplinli ve sorgulayarak, tazeleyerek, yeni gelişmelerle düzenleyerek belki en önemlisi genel geçer yargılara kapılmaksızın, kendi özelliklerinize uyacak şekilde çalışmak, istemek, irade göstermek ve başarmak… Başarının tadını almak, başarının hazzını duymak ve neredeyse asıl rüzgarı veren, bizi asıl taşıyan, götüren, sürükleyen şey olan başarı hazzının bağımlısı olmak.

Bağımlılık terimi, içinden özgür iradeyi çıkarır göründüğü için rahatsız edebilir fakat biz bu sözcüğü tutkuyla başlamak, bizi başarıya götüren, hayatı en verimli, bize ve çevremize en yarar sağlayacak, en gerçekçi, en iyi şekilde yaşamak için kullanacağımız tutkulu istek olarak kullanıyoruz. Sevgiye bağımlı olmak ama birinden gelecek sevgiye değil, genel olarak sevgiye veya karnımızın doymasına bağımlı olmak, havaya, suya bağımlı olmak gibi kullanıyoruz bu kelimeyi.

Gerçekten de üstün zekalı, üstün kabiliyetli olmak, onu ortaya çıkaracak, doğru kullanmayı sağlayacak, istek, irade ve benzeri yeterlilikler olmadan, acıtıcı ve acıklı bile olabilir.

Zaten olmayana acımayız; yoktu der geçeriz ama canımızı en acıtan, olduğu halde yapamamak, fırsatımız varken kullanamamak, doğru bildiğimiz halde yanlış şıkkı işaretlemektir.

Aslında üstün zekalılar için yapılması gereken en önemli şey, onları daha fazla bilimle, bilgiyle karşılaştırmak değil; onlara şevk, irade, disiplin, anlama ve anlatma yeteneği, evrensel değerler sistemi, harekete geçme ve sonuca ulaşma irade ve disiplini, yeterliliği, sabrı, azmi; pes etmeme, yolda karşılaştığı olumsuzluklardan yılmama ve daima yeni yollar bulma, bulamıyorsa açma iradesi, birlik beraberlik içinde çalışma yetisi, merhamet ve vicdan duygusu, sarsılmaz adil davranış alışkanlığı kazandırmak olmalı.

Merhamet, vicdan, ahlak, adalet, birlik inancı, arkadaşlarını destekleme, beraber başarma isteği, elbirliği gücüne inanma, insanlığın yararına davranma, insani, evrensel değerleri her şeyin üstünde tutma, seçme iradesi, hemen harekete geçme ve işi kısa sürede bitirme; sabırlı olma, en iyi şekilde yapma ve tamamlama iradesi bütün bilimler, buluşlar için oluşturulması gereken temel dünyadır. Bunlarsız bilim, bilgi, buluş korkunç sonuçlar doğurabilir.

Üstün zekalı çocukların çoğunda gördüğüm en büyük problem bencil oluşları! Çoğu, tek başına başarma ve tüm alkışı kendileri toplama peşinde! Fakat öylesine masumlar ve öylesine yoğrulmaya  müsaitler ki, beş dakika konuşsanız onları istediğiniz yöne çekebilirsiniz. Bu bir yönüyle korkunç bir yönüyle iyi bir şey. Kötü amaçla kullanılırsa elimizde her şeyi yapabilecek canavarlar olur, iyi niyet ve insan sevgisiyle işlenirse dünyayı kurtaracak insanlara dönüşürler.

Kişilikleri ve içine doğdukları hayat şartlarının onları yönlendireceği ve olacakları insan haline getirecekleri görülüyor.

İyi niyete, sevgiye, iyi kitaplar okumaya, anlamalarına ve anlatmalarına olanak sağlamak lazım. Enerji dolular, enerjilerini doğru kullanabilecekleri, bundan dolayı sorgulanıp, bastırılıp, aşağılanmayacakları ortamlara ihtiyaçları var. Bu enerjiler gerçekten usta kişilerce doğru mecralara akıtılmalı.  Müthiş enerji ancak doğru mecrada akarsa işe yarayacaktır. Öte yandan arsızlaştırılmamalılar. Sınırsızlık duygusu ve olanak gibi görünen hal, arsızlık ve aptallığa, ne yapacağını bilememeye, büyük hatalar sarmalına çok hızlı bir şekilde dönüşebilir.

Üstün zekalı çocuklarda geliştirilebilecek belki de en önemli beceri, öğreneceği çok şey olduğunu bilme ve kendini başkalarından üstün görmeme becerisidir. Gücünü keşfetme, zapdetme, kullanabilir forma sokma ve insanlığın yararına sunma bilinci kazanmalıdır.

O, gelecekte gücünü insanlığın yararına kullanması gerektiğinin farkında olmalı. Bu noktada kendi de birçok şeyden habersiz olan anne babaya neredeyse koca bir iş, bir meslek gibi koca bir iş, birçok sorumluluk düşüyor. Bu anne babalar, adeta Lorenzo’nun Yağı fiminde çocuklarının olağanüstü durumu için kendi hayatlarını onun hayatına adayan durumunda bile olabilirler.

Anne baba bu konuda ne derece yetkin, istekli ve başarılı? Onlar ve bu çocukları eğitecek olanlar, konu üzerine eğitilmeli. Alanında en başarılı öğretmenler, kendi alanında iyi olmaktan başka bu çocuklar hakkında da önemli süre eğitilmeli. Öğretmenler de idareciler de, anne baba da sürekli eğitimle desteklenmeli. Anne babanın yanlış tutumu, çocuğun bilincine doğrudan işlendiğinden özellikle aile eğitimlerinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Bazen anne babalar, belki istemeden, belki sadece öyle oldukları için, çocukları ile ne yapacaklarını bilmiyor, yanlış yapmamak, boş geçmesin, en dolu, en süper olsunlar düşüncesiyle panik yapıyorlar. O panikle saldırgan ve suçlayıcı olabiliyorlar.

 Sakin olun. Her şeyin başında doğru düşünmek ve davranmak için sakin olmak gerekiyor ve korkmayın zamanı kaçırmazsınız, yapabilecekleri yaparsınız. En değerli olan çocuğunuzu sevmek ve onunla değerli vakit geçirmekse siz bunu zaten yapıyorsunuz. Hiçbir şeyden kusur kalmasın, eksik bir şey yapmayayım endişesinin bir miktarı iyi, fazlası zarardır.

Bu çocuklar kendilerini ve birbirlerini sevmeyi öğrenmeliler. Büyüklerin piyonu olmamalılar. İçlerinde başararak hınç almak, skor göstermek güdüsünden çok, faydalı olmak, deniz yıldızlarını kurtarma isteği olmalı.

Farklılar, özeller, anlaşılmaya ve anlatmaya ihtiyaçları var.

Kuş gibiler… Biraz zavallılar, biraz ürkütücüler, çokça çocuklar, içlerindeki enerjinin tam farkında değiller.

                                                                                                                             Kezban Küçük-21.02.2018